29 Ağustos 2008 Cuma

Kara Bulutlar

Kara bulutlar ,
Bereketi haber verse de,
Yağmur getirse de
Kara mıdır yine de...

Ya gözlerindeki kara bulutlar,
Bir yağmurun habercisi.
Yine vuracak masmavi denizden kıyılara,
Tuzlu su taneleri.
Tenime değmeden yaralarımı yakacak her biri

Ağlama çocuk yanındayım.
Dağılın artık kara bulutlar,
Bereket değil felaketim olacak bu yağmurlar...

Gün ve Güneş

Bir güneş gibi yaşıyoruz,
İçimizde sevda yangınları.
Kızgınlık,dargınlık,bıkkınlık bazen
Hepsi birer ateş, bir patlama.
Dışarıdan görünen ne ama.
Gizlenmiş bir ruh, bulutların ardına veya
Yakıcı bir ateş, güpegündüz daima.
Hiçbiri gerçek değil,
Tek gerçek o an geldiğinde yaşanan aslında.
Önce kıpkırmızı, göz alıcı bir manzara,
Sonsuz gibi gelecek karanlık ve huzur sonra...


Belki hayatımıza farklı bir yarımkürede yanarak devam ederiz ama yarını bugünden tahmin edebilen, aynı anda iki yerde olabilen yok daha... Sırf bugünü, burada, tüm aydınlığı ve ateşiyle yaşamak lazım doya doya...

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Arkeolojik Şiir

Herkes arkeolog kendince,
Hazine görmek isteyene.
Kendi arkeolojik kazında bulacağın,
Ya kemiktir bir düzine,
Ya da paha biçilmez bir servettir değerini bilene.
Her hazinede binlerce parça,
Her parça değerli, değersiz kimine göre...
Tek çare zamanla anlamak onu ve alışmak hazinene
Sindirebilmek zenginliğini yeterince...

Bilmek gerek,
Hiç kimse ömür boyu kazamaz.
Kimi aradığını ilk kazıda bulur, kimi asla bulamaz.
Ya bulduğunu anlayacak emekli olacaksın, keyifle
Ya ömür boyu arayacak eli boş gezeceksin,esefle...